Cilt 10 / No: 11 - 12 / Kasım - Aralık 1997

OBEZİTENİN NIDDM’DA GEÇ KOMPLİKASYONLARA ETKİSİ
Armağan Tuğrul, Sibel Güldiken, Galip Ekuklu

DİABETİK POLİNÖROPATİ TEDAVİSİNDE LİSİNOPRİLİN ETKİSİ
Baha Aydoğ, Armağan Tuğrul, Nurgül Aydın

ARTROSKOPİK CERRAHİDE SEDASYON AMACIYLA MİDAZOLAM VE DİAZEPAMIN KARŞILAŞTIRILMASI
Oğuz Tokat, Aysun Yılmazlar, Nesimi Uçkunkaya, Özer Özsaraç, Şule Polat

MULNUTRİSYONDA KEMİK DEĞİŞİKLİKLERİ
Ayşe Özdamar, Gülnur Tokuç, Ahmet Özgüner

SÜREKLİ KAYNAK DUMANINA MARUZ KALMANIN SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ ÜZERİNE KRONİK ETKİLERİ
Halim İşsever, H.Hilmi Sabuncu, Oktay Tan, Mustafa Erelel

SİGARANIN PLAZMA LİPİT VE LİPİT PEROKSİT DÜZEYLERİNE ETKİSİ
Gülfidan Alkan, Evin Ademoğlu, Cahide Gökkuşu

KRONİK ETANOL VE NİKOTİN UYGULAMASININ SIÇAN LENSİNDE LİPİT PEROKSİDASYONUNA VE GLUTATYON DÜZEYLERİNE ETKİLERİ
Göksel Şener, Handan İlgünşatıroğlu, Levent Kabasakal, Meral Keyer-Uysal

ROMATİZMAL MİTRAL STENOZLU HASTALARDA PULMONER VEN AKIMININ TRANSÖZOFAJİYAL ELEKTROKARDİYOGRAFİ YÖNTEMİ İLE İNCELENMESİ
M. Taner Gören, Sabahattin Umman, Berrin Umman, Faruk Erzengin, Zehra Buğra, Aytaç Öncül, Ayşen Helvacı, Mehmet Meriç, Kamil Adalet, Kemalettin Büyüköztürk

BİR ERYTHEMA AB IGNE OLGUSU
Tülay Özdemir, Nermin Keskiner, Ayla Kara, Candan Öğüş

BİR RABDOİD TÜMÖR OLGUSU
Gülnur Tokuç, Uğur Kuyumcuoğlu, Sibel Şensu, NilgünÜnal Gökyayla

HODGKİN HASTALIĞI: SINIFLAMA, HİSTOGENEZ, HODGKİN VE NON-HODGKİN LENFOMA ARASINDAKİ GRİ ZON
Nükhet Tüzüner



OBEZİTENİN NIDDM’DA GEÇ KOMPLİKASYONLARA ETKİSİ
Armağan Tuğrul, Sibel Güldiken, Galip Ekuklu

Obezitenin insülin direncini arttırdığı, glukoz intoleransı olanlarda NIDDM gelişmesine ve NIDDM’da down regülasyona neden olduğunu biliyoruz. Çalışmamızda NIDDM’da obezitenin mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonların gelişmesine etkisini araştırmayı amaçladık.
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABDEndokrinoloji Bilim Dalı Diabet Polikliniği’ne başvuran 471 NIDDM’lu olgudan, vücut kitle indeksi (VKİ)hesaplanabilen251 olgu dosyaları incelendi. VKİ? 27 kg/m2 olan 136 (%54) obez ve VKİ< 24 kg/m2 olan 115 (%46) nonobez grup karşılaştırıldı.
Mikrovasküler komplikasyonlardan retinopati, nefropati ve nöropati sıklığı açısından, obez ve nonobez gruplar arasında fark yoktu (p > 0.05). Mikrovasküler komplikasyonlarından hipertansiyon sıklığı (p=0.001)ve koroner yetersizliği (p= 0.01)obez grupta, nonobez gruptan daha sıktı. Kalp yetersizliği (p > 0.05)ve claudicatio intermittens sıklığı (p > 0.05)açısından her iki grup arasında farklılık yoktu.
Obezitenin; NIDDM’lularda da makrovasküler komplikasyonlar için risk faktörü olduğu, özellikle hipertansiyon ve koroner yetersizliği sıklığını arttırdığı kanısına vardık.
Anahtar kelimeler:Diabet, obezite, geç komplikasyonlar.

The effect of obesity on late diabetic complications in niddm
We know that obesity increases insülin resistance, causes the growth to NIDDMfrom impraired glucose tolerance and causes down regulation in NIDDM.
We aimed that obesity has the effect on the growth of macrovascular and microvascular complications in NIDDM.
251 files of 451 NIDDMfiles were examined in which body mass index (VKI)was calculated in Internal medicine diabetes policlinic for out patients in Trakya University Medical Faculty.
136 (54 %) obese NIDDMcases (VKI ? 27 kg/m2) were compared with 115 (46 %)nonobese NIDDMcases (VKI<kg/m2). There was no difference in frequency of diabetic retinopathy, nephropathy and neuropathy between obese and nonobese groups (p > 0.05). The frequency of hypertension and coronary disease which were microvascular complications, was high in obese group than the nonobese group. There was no significance in the frequency of heart failure and claudicato intermittens between two groups (p > 0.05).
We concluded that obesity is an important risk factor for macrovascular complications of NIDDMand also increases the frequency of hypertension and coronary disease.
Key words:Diabetes mellitus, obesity, late complications.



DİABETİK POLİNÖROPATİ TEDAVİSİNDE LİSİNOPRİLİN ETKİSİ
Baha Aydoğ, Armağan Tuğrul, Nurgül Aydın

Diabetik simetrik sensorimotor polinöropati üzerine angiotensin dönüştürücü enzim inhibitörü (ACEI)nün etkisini araştırmayı amaçladık.
Çalışmamıza kan şekerleri regüle olan Trakya Üniv. Tıp Fak. İç Hastalıkları Diabet polikliniğine başvuran polinöropatisi olan, 12’si kadın, 11’i erkek toplam 23 tip IIdiabetes mellituslu olgu alındı. Çalışmanın başlangıcında ve 20-40 mg/gün lisinopril tedavisinin 6. ayında elektrofizyolojik incelemeler yapıldı. Sonuçlar istatistiksel olarak Student’s t testi ve korelasyon analizi ile değerlendirildi.
Tedavi sonrası N. Medianus motor distal latansta (DL)kısalma (p= 0.0001)ve ileti hızında (IH)uzama (p= 0.0001), N. Medianus duysal DL’ta kısalma (p= 0.03), IH’da uzama (p= 0.0001), uyarılmış cevap amplitüdünde (UCA)artma (p= 0.04), N. Tibialis posterior motorda sadece DL’ta uzama (p= 0.0001) saptandı. N. Medianus motor UCA, N. Tibialis posterior motor IH ve UCA’da değişiklik olmadı.
Elektrofizyolojik parametrelerde iyileşmeler sağlayan ACEI’lerinin, diabetik polinöropati tedavisinde yardımcı tedavi olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz.
Anahtar kelimeler:Diabetik polinöropati, lisinoprol, ACEinhibitörleri.

The effect of lisinopril in medical treatment of diabetic polyneuropathy
We aimed to investigate the effect of angiotensin converting enzym inhibitor (ACEI)on diabetic symmetric sensorymotor polyneuropathy. 23 patients with polyneuropathy (12 female, 11 male)whose blood glucoses were regulated were included to our investigation. Electrophysiological examinations of patients were done in the beginning of the investigation and also six months later from the first day of 20-40 mg/day lisinopril treatment. The results were determined statistically with Student’s t test and correlation test.
The shortening in distal latance (DL, p=0.0001)and the elongation in nerve conduction velocity (IH, p=0.0001) of N. medianus motor, the shortening in DL(p= 0.03) and the elongation in IH(p= 0.0001), the increase in nerve action potential amplitude (UCA, p= 0.04)of N. medianus sensorial, the elongation in only DL(p= 0.0001)of N. tibialis posterior motor were determined at the and of the treatment. No changes occured in UCA of N. medianus motor, in IH and in UCAof N. tibialis posterior motor.
In conclusion; lisinopril treatment is successful according to electrophysiological examinations. We think that lisinopril can be used in diabetic neuropathy treatment as a minor treatment.
Key words:Diabetic polyneuropathy, lisinopril, ACE inhibitors.



ARTROSKOPİK CERRAHİDE SEDASYON AMACIYLA MİDAZOLAM VE DİAZEPAMIN KARŞILAŞTIRILMASI
Oğuz Tokat, Aysun Yılmazlar, Nesimi Uçkunkaya, Özer Özsaraç, Şule Polat

Günübirlik olgu kabul edilen artroskopik cerrahi iyi bir analjezi ve sedasyon gerektirir. Artroskopik cerrahi uygulanacak 55 hastaya intraartiküler lokal anestezik injeksiyonu öncesi 1 µg/kg Fentanil ile birlikte randomize olarak 0.05 mg/kgİVMidazolam (Grup M)ve 0.04 mg/kg İV Diazepam (Grup D)verildi. İki grup arasında preoperatif kalp hızı, sistolik ve diastolik basınçlar ile oksijen satürasyonları arasında anlamlı fark yoktu. Anestezist ve cerrahlara göre sedasyon Grup M’de Grup D’ye göre istatistiki yönden anlamlı olarak daha iyi idi (p<0.01, p<0.01). Sonuç olarak Midazolam ile artroskopik cerrahide Diazepama göre daha iyi sedasyon sağlandığı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler:Sedatifler; midazolam, diazepam, sedasyon; perioperatif, cerrahi; artroskopi.

A comparison of sedation effectivity of midazolam and diazepam during arthroscopic surgery
Background and design:Arthroscopic surgery is a procedure frequently carried out on a day-case basis and needs good analgesia and sedation.
Methods:Fifty five patients presenting for day-case knee arthroscopy were randomly allocated to receive either IV 0.05 mg/kg Midazolam (Group M)and IV 0.04 mg/kg Diazepam (Group D)with IV 1 µgr/kg Fentanly before intraarticular lokal anaesthesic injection.
Results:Peroperative heart rate, systolic and diastolic blood pressure, oxygen saturations were not significantly different between the two groups. Sedation quality according to the anaesthetists and the surgeon’s acceptance were significantly more better in Group Mthan Group D (p<0.01, p<0.01).
Conclusion:Midazolam provied superior peroperative sedation than Diazepam during arthroscopic surgery.
Key words:Sedatives; midazolam, diazepam, sedation; peroperative, surgery; arthroscopy.



MULNUTRİSYONDA KEMİK DEĞİŞİKLİKLERİ
Ayşe Özdamar, Gülnur Tokuç, Ahmet Özgüner

Malnutrisyon, çocukların fiziksel, mental ve entellektüel gelişmesini etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. İskelet sisteminde oluşan değişiklikler de malnutrisyonun tanı ve izleminde önemlidir. Genellikle bilinen kemik yaşının geriliği ve raşitizm bulguları dışında malnutrisyonun kemiklerde kemik korteks kalınlığında incelme, meduller genişlikte artma, kortikal alanda azalmaya yol açtığı bildirilmektedir. Bu çalışmada 30 malnutrisyonlu ve 22 kontrol grubunu oluşturan çocukta el bilek ve tibia grafileri çekilerek olguların raşitizm bulguları, kemik yaşları değerlendirilmiş, tibialarının kortikal alan, korteks kalınlığı ve meduller genişliği ölçülmüştür.
Sonuç olarak, malnutrisyonlu çocuklar ve kontrol grubu arasında kemik yaşı, kortikal ve meduller kalınlık anlamlı olarak farklı bulundu. Raşitizm olguları ise malnutrisyonlu grupta belirgin olarak fazlaydı.
Anahtar kelimeler:Malnutrisyon, raşitizm, kortikal kalınlık.

The changes in skeletal system
Malnutrition is an important health problem that effects children’s physical, mental and intellectual development. The changes in skeletal system are important in diagnosis and follow up of malnutrition. In addition to the generally accepted problems such as rickets and delay of bone age; cortical reduction and medullar thickening in the bones of malnourished children are reported.
In this study, the hand and wrist and tibia roentgenograms of 55 children (30 malnourished cases and 22 controls)were taken and signs of rickets and bone ages were evaluated.
As a result, there were significant differences in the bone age, cortical and medullar thickness between the malnourished chidren and the controls; and there were more rickets in the malnourished group.
Key words:Malnutrition, rickets, cortical thickness.



SÜREKLİ KAYNAK DUMANINA MARUZ KALMANIN SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ ÜZERİNE KRONİK ETKİLERİ
Halim İşsever, H.Hilmi Sabuncu, Oktay Tan, Mustafa Erelel

Tersanelerde sürekli olarak kaynak ile çalışan işçilerde eriyen metalden yayılan dumanın SFT(solunum fonksiyon testi)üzerindeki etkilerini araştırmak için 167 kaynak işçisi ve 60 sağlıklı gönüllü çalışma kapsamına alındı. Kişilerin solunum fonksiyon testleri bilgisayarlı spirometre (MIRspirobank)ile yapıldı.
Kaynak ile çalışan ve sigara kullanan işçilerde, sigara içen kontrol grubuna göre solunum fonksiyon testi FEV1/FVC%, FEV%25%, FEF%50%, FEF%25-75%, parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler bulundu. Sigara içmeyen kaynak işçilerinde, sigara içmeyen kontrollere göre SFTFEV1/FVC%, PEF%, FEF%25%, FEF%50%, FEF%25-75%, parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler elde edildi. Sigara içen ve sigara içmeyen kaynak işçileri arasında FEF%25-75% parametresi hariç SFT parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmadı.
Bu sonuçlar kaynak dumanının ve sigara alışkanlığının kaynak işçilerinde daha olumsuz etkiler yaptığını göstermektedir.
Anahtar kelimeler:Solunum fonksiyon testi, elektrik kaynağı.

Chronic effect of welding exposure on pulmonary function tests
To investigate the chronic effect of welding, PFT of 167 welders were compared 60 healty volunters by using an electronic spirometer (MIR-FEF%25%, FEF%50%, FEF%25-75% (%pred)were found significantly lower in smokers welders than smokers controls. Mean values of FEV1/FVC%, PEF%, FEF%25%, FEF%50%, FEF%25-75%, decreased significantly in non smokers welders than non smokers controls. There were no significantly different smokers welders and non smokers welders in all PFT parameters except FEF%25-75%.
The results show that welding fumes and cigarette smoking could have more deleterious effect in welders.
Keywords:Pulmoner function test, welding-arc.



SİGARANIN PLAZMA LİPİT VE LİPİT PEROKSİT DÜZEYLERİNE ETKİSİ
Gülfidan Alkan, Evin Ademoğlu, Cahide Gökkuşu

Sigara içimi kronik obstrüktif akciğer hastalığı, ateroskleroz ve kanser gibi birçok hastalık ile ilişkilidir. Öte taraftan, serbest radikallerin aracılık ettiği lipit peroksidasyonunun da birçok hastalığın patogenezinde rol oynadığı bildirilmiştir. Sigara içenlerde, sigara dumanının gaz ve katran fazında yüksek düzeylerde bulunan serbest radikallere maruz kaldıkları için kardiyovasküler hastalık gelişmesi riski yüksektir. Çalışmamızda sigara içen ve içmeyenlerin plazma lipit ve lipit peroksit düzeyleri saptandı.
Çalışmaya, sigara içen 40(> 20 sigara/gün) ve sigara içmeyen 20 olgu kendi isteğiyle katıldı. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, sigara içenlerin plazma total kolesterol, fosfolipit, LDL, lipit peroksit (LPO) düzeyleri içmeyenlere göre daha yüksek bulunurken, HDLdüzeyleri daha düşük bulundu. Plazma, LPO/LDL ve LPO/HDLoranı da sigara içenlerde daha yüksekti.
Sonuç olarak, sigara içimine bağlı olarak geliştiği ileri sürülen ateroskleroz ve diğer hastalıklardan artmış lipit peroksitlerinin sorumlu olabileceği düşünülmüştür.
Anahtar kelimeler:Sigara, plazma lipitleri, plazma lipoproteinleri, lipit peroksidasyonu.

The effects of smoking on plasma lipid and lipid peroxide levels
Smoking has been associated with the pathogenesis of many disease such as chronic obstructive lung disease, atherosclerosis and cancer. However, free-radical mediated lipid peroxidation has been associated with the pathogenesis of many diseases. Smokers, a group at high risk of cardiovascular disease, are exposed to large quantities of reactive studied the lipid composition, lipoproteins and lipid peroxides in the plasma of smokers and non smokers.
Forty volunteers who had smoked for > 20 cigarettes/day and 20 who had never smoked participated in the study. We found that plasma concentration of total cholesterol, phospholipid, HDL, LDL and lipid peroxide (LPO)concentrations were higher and HDL was lower in smokers than nonsmokers. Plasma LPO/LDL and LPO/HDL ratio of smokers were higher than in nonsmokers.
In conclusion, we suggest that high levels of lipid peroxides may be responsible from atherosclerosis and related diseases in smokers.
Key words:Smoke, lipid peroxidation, plasma lipoproteins.



KRONİK ETANOL VE NİKOTİN UYGULAMASININ SIÇAN LENSİNDE LİPİT PEROKSİDASYONUNA VE GLUTATYON DÜZEYLERİNE ETKİLERİ
Göksel Şener, Handan İlgünşatıroğlu, Levent Kabasakal, Meral Keyer-Uysal

Lipit peroksidasyonu çeşitli patolojik durumlara bağlı olarak artmaktadır. Lens dokusunun çok doymamış yağ asitlerince zengin olması ve dokuda O2 tüketiminin fazla olması lensi oksidatif hasara ve sonuçta lipit peroksidasyonuna duyarlı kılmaktadır.
Bu çalışmada sıçan lensinde etanol ve nikotinin antioksidan sistem üzerindeki etkileri araştırıldı. Dişi Spraque-Dawley sıçanlar 4 gruba ayrıldı. Enjeksiyonlar günde 2 kez olmak üzere Etanol grubuna 2 g/kg etanol (%20 serum fizyolojik içinde), Nikotin grubuna 0.75 mg/kg nikotin bitartarat, Etanol+Nikotin grubuna her iki madde yukarıda belirtilen miktarlarda olmak üzere i.p. olarak 10 gün süresince uygulandı. Kontrol grubuna ise aynı sürede serum fizyolojik enjeksiyonu yapıldı. Son enjeksiyondan 12 saat sonra hayvanlar öldürülerek lens dokusu çıkarıldı. Lens homojenatlerinde lipit peroksidasyonunun göstergesi olarak tiyobarbitürik asit ile reaksiyona giren maddeler (thiobarbituric acid reactive substance, TBARS)ve glutatyon (GSH)tayinleri yapıldı. TBARSdüzeyleri; Kontrol grubunda:61±6.1 pmol/mg doku, Etanol grubunda:58±6.8 pmol/doku, Nikotin grubunda:107±12.3 pmol/mg doku, Etanol+Nikotin grubunda:159±15.7 pmol/mg doku, ve GSHdüzeyleri; Kontrol grubunda:1.57±0.1 nmol/mg doku, Etanol grubunda:1.39±0.16 nmol/mg doku, Nikotin grubunda:2.08 nmol/mg doku, Etanol+Nikotin grubunda:1.65±0.1 nmol/mg doku olarak bulundu.
Sonuç olarak etanol uygulaması tek başına zararlı etki oluşturmamış, ancak nikotin ile birlikte uygulandığında nikotinin lens üzerindeki zararlı etkisini artırdığı anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler:Lens, lipit peroksidasyonu, glutatyon, etanol, nikotin.

The effect of chronic ethanol and nicotine administration on lipid peroxidation and glutathione levels in rat lens
Background and Design:Increased lipid peroxidation is associated with various pathological conditions. As the lens has a rich supply of oxygen and contains a large quantity of polyunsaturated fatty acids, conceivable that lens is susceptible to oxidative damages which lead to lipid peroxidation (LPO). In the present study we aimed to investigate the effect of ethanol and nicotine treatment on the antioxidant system in rat lens.
Methods:Female Spraque-Dawley rats were divided into four groups. Rats were injected 2 g/kg ethanol (i.p.) as a 20%solution in saline (Ethanol group), 0.75 mg/kg i.p. nicotine bitartarate (Nicotine group), and Ethanol and Nicotine in combination (Ethanol+Nicotine group)twice daily for ten days. Controls were injected saline only. Animals were sacrificed 12 hours after the last injection and eyes were rapidly remowed. Thiobarbituric acid reactive substance (TBARS)levels as index of LPO and GSHlevels were determined in lens homogenates.
Results:TBARSlevels were 61±6.1 pmol/mg tissue in Control group, 58±6.8 pmol/mg tissue in Ethanol group 107±12.3 pmol/mg tissue in Nicotine group, 159±15.7 pmol/mg tissue in Ethanol+Nicotine group and GSHlevels were 1.57±0.1 nmol/mg tissue in Control group, 1.39±0.16 nmol/mg tissue in Ethanol group, 2.08 nmol/mg tissue in Nicotine group, 1.65±0.1 nmol/mg tissue in Ethanol+Nicotine group.
Conclusion:As a result ethanol and nicotine administration seem to have a tendency to exaggerate LPO in rat lenses.
Key words:Lens, lipid peroxidation, glutathione, ethanol, nicotine.



ROMATİZMAL MİTRAL STENOZLU HASTALARDA PULMONER VEN AKIMININ TRANSÖZOFAJİYAL ELEKTROKARDİYOGRAFİ YÖNTEMİ İLE İNCELENMESİ
M. Taner Gören, Sabahattin Umman, Berrin Umman, Faruk Erzengin, Zehra Buğra, Aytaç Öncül, Ayşen Helvacı, Mehmet Meriç, Kamil Adalet, Kemalettin Büyüköztürk

Pulmoner ven akımı (PVA) ile sol atriyum basıncındaki siklik değişiklikler arasında yakın bir ilişki olduğu bilinmektedir. Mitral stenozu (MS)sol atriyum basıncında ileri derecede değişikliklere yol açan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı, orta ve ağır derecede MSbulunan hastalarda transözofajiyal ekokardiyografi (TEE) yöntemi ile, pulmoner ven akımı (PVA)paterninde meydana gelen değişiklikleri incelemektir.
Çalışmanın materyelini, MSbulunan, 20’si kadın 2’si erkek, 22 hasta (yaş 39±12 yıl)ve 8’i kadın 12’si erkek, 20 kişilik normal kontrol grubu oluşturmuştur. Hastaların 7’sinde (%32)atriyal fibrilasyon mevcut idi. Total hasta grubunda ortalama mitral kapak alanı 1.1±0.2 cm2 idi. Hasta ve kontrol grubunda, TEE ile, “pulsed-wave”Doppler modu kullanılarak, pulmoner venöz akım incelendi. Maksimal sistolik akım hızı, total hasta grubunda 51±17, kontrol grubunda 65±14 cm/sn bulundu; aradaki fark anlamlı idi (p<0.005). Sistolik faz akımının hız-zaman integrali total hasta grubunda 6.8±2.6, kontrol grubunda 15.7±3.3 cm bulundu; aradaki fark anlamlı idi (p<0.0001). Sistolik hız-zaman integralinin diyastolik hız-zaman integraline oranı, total hasta grubunda 1.1±0.7 kontrol grubunda ise 2.3±0.8 bulundu; aradaki fark anlamlı idi (p<0.0001). Maksimal atriyal ters akım hızı sinus ritmi grubunda 23±9, kontrol grubunda 31±7 cm/sn bulundu; hasta grubundaki azalma anlamlı idi (p<0.008).
Bu bulgular, MS’da PVA’da önemli değişikliklerin meydana geldiğini, temel değişikliğin sistolik faz akımındaki azalma olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, PVA’da meydana gelen bu değişikliklerin, mitral stenozun hemodinamik değerlendirilmesinde kullanılabileceği kanaatine varılmıştır. Bunun için, daha büyük hasta serileri ile yapılmış çalışmalara ihtiyaç vardır.
Anahtar kelimeler:Mitral stenozu, pulmoner ven akımı.

The investigation of pulmonary venous flow in patients with rheumatic mitral stenosis by transesophageal echocardiography
Background and design:It is known that there is a close relationship between pulmonary venous flow (PVF)and cyclic left atrial pressure changes. Mitral stenosis (MS)is a condition that causes severe changes in left atrial pressure. The aim of this study was to investigate the changes in PVF pattern that occurs in the patients with MS.
Methods:The study material consisted of 22 patients with MS (20 women and 2 men; mean age 39±12 years) and 20 normal control cases. Seven patients had atrial fibrillation. Mean mitral valve area of the patients group was 1.1±0.2 cm2. TEE examination was performed in both group and PVFs were studied by pulsed-wave Doppler mode.
Results:Mean peak systolic flow velocity was significantly low in the patient group compared to the control group (51±17 and 65±14 cm/s, p<0.005). Mean velocity-time integrale of systolic flow (VTI-S)was significantly low in the patient group compared to the control group (6.8±2.6 cm and 15.7±3.3 cm; p<0.0001). PVF systolic flow VTI to diastolic flow VTIratio was significantly low in the patient group (1.1±0.7 and 2.3±0, p<0.0001). Mean speak atrial reversal flow velocity was significantly low in the patient group (23±9 cm/s and 31±7 cm; p<0.008)
Conclusion:We concluded that MS causes the significant changes in PVF pattern, and these changes may be useful in assessing the hemodynamic severity of MS. However, larger study series are necessary to elucidate the subject further.
Key words:Mitral stenosis, pulmonary venous flow.



BİR ERYTHEMA AB IGNE OLGUSU
Tülay Özdemir, Nermin Keskiner, Ayla Kara, Candan Öğüş

Erythema ab igne, deriye uzun süreli sıcak uygulama sonucu ortaya çıkabilen, ağsı bir eritem iken daha sonra hiperpigmente özellik kazanabilen bir deri lezyonudur. Çoğunlukla pankreatite bağlı ağrı nedeniyle karına termafor veya sıcak şişe uygulaması yapan hastalarda ortaya çıktığı bildirilmekle birlikte, kanser ağrısı nedeniyle sıcak uygulama sonrası da oluşabilmektedir. Olgumuzda non-small cell akciğer kanseri olup, sırt ağrısı nedeniyle, sıcak sobaya yakın oturma sonucu sırtta erythema ab igne gelişmiştir. Erythema ab igne spesifik olmamakla birlikte, altta yatan kronik bir hastalığı gösterebilmesi açısından ihmal edilmemesi ve nedeni araştırılması gereken bir bulgudur.
Anahtar kelimeler:Erythema ab igne, kanser.

A case of erythema ab igne
Erythema ab igne (EAI)is a skin lesion resulting from repeated or prolonged heat exposure which begins like a reticulated erythema that can change into a hyperpigmented dermatosis. It is mostly reported to occur after heat application (with hot water bottles, etc.)for the relief of pain related to pancreatitis or any other malignancy. In our case EAIhas occured on the back of the patient sitting close to the burning stove for a long period of time to comfort the back pain resulting from non-small cell lung cancer. EAIis an important sign although not specific, that should not to be neglected because it may point out an underlying disorder.
Key words:Erythema ab igne, cancer.



BİR RABDOİD TÜMÖR OLGUSU
Gülnur Tokuç, Uğur Kuyumcuoğlu, Sibel Şensu, Nilgün Ünal Gökyayla

Rabdoid tümör, çocukluk çağının nadir ve oldukça malign bir böbrek tümörüdür. Yakın zamana kadar Wilms’ tümörünün bir varyantı olarak kabul edilmiştir. Hastanemizde batında kitle nedeniyle opere edilen 9 aylık bir erkek hasta rabdoid tümör tanısı alarak kemoterapi ve radyoterapi görmüş ancak tanı konduktan yaklaşık 30 hafta sonra akciğer metastazı ve solunum yetmezliğinden kaybedilmiştir.
Anahtar kelimeler:Rabdoid tümör, Wilms’ varyantı.

A case of rhabdoid tumor
Rhabdoid tumor is an unusual and highly malignant childhood renal tumor. Until recently, it was accepted as a variant of Wilms’tumor.
A 9 month old boy was operated for an intraabdominal mass and diagnosed as “Rhabdoid tumor”in our hospital. Than, chemotherapy and radiotherapy was given but he was expired 30 months after diagnosis with respiratory insufficiency due to lung metastasis.
Key words:Rhabdoid tumor, Wilms’ tumor variant.