Cilt 11 / No: 11 - 12 / Kasım - Aralık 1998

YENİDOĞAN DÖNEMİNDE BCG AŞISI YAPILMIŞ OKUL ÖNCESİ DÖNEMDEKİ ÇOCUKLARIN TÜBERKÜLİN REAKSİYONLARI
Gülbin Gökçay, Alev Partalcı, Olcay Neyzi, Firdevs Baş

PEDİATRİK RESUSİTASYON CETVELİNİN KATKILARI
Metin Karaböcüoğlu, Atilla Güray, Agop Çıtak, Kutluhan Yılmaz, Nedret Uzel

PLEVRAL EFÜZYONLARDA KOLESTEROL VE APOPROTEİNLER
Osman Çağlayan, İsmail Dikici, Mehmet Akif Bor, Kürşat Uzun

SARKOİDOZ OLGULARINDA BRONKOALVEOLER LAVAJ SIVISINDA, LENFOSİT ALT GRUP DAĞILIMININ İNCELENMESİ
Sevtap Sipahi, Tuncer Karayel, Sabriye Demirci, Tülin Çağatay, Halil Yanardağ

DOXAZOSİN’İN ARTERYEL SİSTEM ÜZERİNDEKİ ANTİHİPERTANSİF ETKİSİ; PERİFERİK DİRENÇ VE DUVAR GERİLİMİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
Aydın Tunçkale, Yesari Karter, Nurhan Seyahi, Yeşim Eralp, Sinan Aran, Adnan Yaldıran, Fikret Sipahioğlu, Esin Öztürk

DEV VE MULTİPL PERİKARD KİSTLİ BİR OLGU
Hasan Akın, Adnan Sayar, Gönenç Ortaköylü, İdilhan Baloğlu, Muzaffer Metin, Emel Çağlar

ANTİFOSFOLİPİD SENDROMU
Nuran Akman

OSTEOPOROZ
Refik Tanakol



YENİDOĞAN DÖNEMİNDE BCG AŞISI YAPILMIŞ OKUL ÖNCESİ DÖNEMDEKİ ÇOCUKLARIN TÜBERKÜLİN REAKSİYONLARI
Gülbin Gökçay, Alev Partalcı, Olcay Neyzi, Firdevs Baş

Amaç:Doğumda BCGaşısı yapılmış beş yaşından küçük çocukların tüberkülin deri testi yanıtlarını belirlemektir.
Yöntem ve Gereçler:Doğumda aşılanmış, miadında ve 2500 g üzerinde doğum ağırlığı ile doğmuş 1213 çocuğa 5IU tüberkülin testi yapıldı. Araştırmaya alınarak tüberkülin testi uygulanan 1213 çocuk arasında antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen kronik öksürük ile birlikte gece terlemesi ve ağırlık artışında düşme saptananlar akciğer grafileri normal ise tüberküloz enfeksiyonu açısından semptom pozitif olarak kabul edildiler.
Bulgular:Çocukların %12’sinde tüberkülin reaksiyonu ?15 mm olarak bulundu. Tüberkülin deri testi sonucu ?10 mm olan çocuk oranı ise %39 idi. Genel olarak yaşla birlikte endürasyon çapı küçülürken, ileri yaş grubunda test sonucu ?15 mm olanların oranı artıyordu. Tüberküloz enfeksiyonu açısından semptom pozitif olan veya temas öyküsü bulunan çocukların oranı tüberkülin reaksiyonu ?15 mm olan grupta anlamlı olarak yüksek bulundu.
Sonuç:Beş yaşından küçük aşılı çocuklarda ?15 mm tüberkülin reaksiyonunun tüberküloz enfeksiyonunu belirlemede daha güvenilir olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler:BCGaşısı, çocuklar, tüberkülin testi.

Tuberculin reactivity in infants and small children following neonatal bcg vaccination
Aim:This study aimed to investigate the tuberculin reactions in children under 5 years of age who were vaccinated at birth.
Methods:Birthweight <2500 g, gestational age <37 weeks, absence of documented BCG vaccination in the newborn period and repeated vaccinations were the exclusion criteria. The tuberculin test (5 IU)was performed on 1213 children aged 3-48 months. Chronic cough not responsive to antimicrobial treatment, accompained with a downward shift in weight percentile and night sweats was considered as a symptom compatible with tuberculosis infection in cases with normal chest radiographs.
Results:Of all children 39%had a tuberculin reaction of ?10 mm. The proportion of children with a reaction of ?15 mm was 12%. Number of children with a reaction of <5 mm was significantly higher in the oldest age group. Proportion of children who were symptom positive for tuberculous infection or had recent contact with a tuberculous case significantly increased in the group with tuberculin reactions of ?15 mm.
Conclusion:Our results led us think that a tuberculin reaction of ?15 mm will be more indicative of tuberculosis infection in a child vaccinated at birth.
Key words:BCG vaccination, tuberculin reaction, children.



PEDİATRİK RESUSİTASYON CETVELİNİN KATKILARI
Metin Karaböcüoğlu, Atilla Güray, Agop Çıtak, Kutluhan Yılmaz, Nedret Uzel

Kardiyopulmoner resusitasyon sırasında meydana gelebilecek hataları önlemeye ve süreyi kısaltmaya yönelik olarak hastanın boyuna göre ilaç dozlarını gösteren bir cetvel geliştirilmiştir.
Gereç ve Yöntem:Cetvelden okunan tartı, o boydaki çocukların kilosunun 50. persantiline rastlayan değeridir. Tartıya ek olarak ilaç dozları, endotrakeal tüp numarası ve kardiyoversion dozları yazılı olan bu cetvelin katkıları farklı anabilim dallarında nöbet tutan uzmanlık öğrencileri üzerinde test edildi. Önceden planlanan bir senaryoya göre, cetvelli ve cetvelsiz olarak tahmin edilen tartılar ve ilaç dozları karşılaştırıldı.
Sonuç:Sonuçlarımız, resusitasyon cetvelinin kullanılmasının tartı tahmininde ve ilaç dozlarındaki başarıyı artırdığı ve resusitasyon süresini kısalttığını göstermektedir.
Anahtar kelimeler:Broselow Resusitasyon Cetveli, çocukluk çağı, kardiyopulmoner resusitasyon.

The use of pediatric resuscitation tape
Drug dosages and fluid therapy used for pediatric resuscitation are based on the patient’s body weight. To reduce the potential for error during administrastion of these pediatric critical care drugs, a tape has been developed.
Method and results:The tape measure based on 50th centile weight for height and designed to permit easy drug dosage calculation, endotracheal tube size and DC cardioversion current dosages, was tested for reliability by medical staff. Prior the tape, estimates of the weights and resuscitation score were obtained and recorded. The tape was useful in estimating weights and improving resuscitation score.
Conclusions:Our data suggest that estimating the pediatric weight and drug doses, the tape is pratical and more accurate than staff estimates.
Key words:Broselow Resuscitation Tape, childhood, cardiopulmoner resuscitation.



PLEVRAL EFÜZYONLARDA KOLESTEROL VE APOPROTEİNLER
Osman Çağlayan, İsmail Dikici, Mehmet Akif Bor, Kürşat Uzun

Efüzyonların transuda-eksuda şeklinde sınıflanması plevral alanda sıvı toplanmasına yol açan fizyopatolojik mekanizmasını işaret etmektedir. Bu sınıflamada kullanılan testlerden birisi de kolesteroldür. Eksudalardaki yüksek kolesterol düzeyinin kaynağı tartışmalıdır. Bu çalışmada plevral efüzyonlarda kolesterol ile taşıyıcısı lipoproteinler (HDLve LDL)arasındaki ilişkiyi bunların iki ana apoproteini olan Apo-A ve Apo-B aracılığıyla incelemeyi amaçladık.
11 transuda ve 45eksudalı toplam 56 hastadan alınan plevral sıvı ve serum örneklerinde kolesterol, Apo-A ve Apo-Bdüzeyleri ölçüldü. Bu parametrelerin transuda ve eksuda değerleri karşılaştırıldı. Parametrelerin serum ve plevral sıvı değerleri arasındaki ve plevral sıvıda kolesterol ile apoproteinler arasındaki korelasyon incelendi. Her 3 parametrenin transuda-eksuda ayırımındaki sensitivite, spesifite ve teşhis doğrulukları hesaplandı.
Tüm parametreler eksuda grubunda anlamlı şekilde yüksek bulundu. Eksuda grubunda kolesterolün ve Apo-B’nin serum ve efüzyon değerleri arasında anlamlı korelasyon mevcuttu. Ayrıca transuda grubunda plevral sıvı kolesterol ve Apo-Bdeğerleri arasında, eksuda grubunda ise kolesterol ile hem Apo-A hem de Apo-Bdeğerleri arasında anlamlı ilişki belirlendi. Transuda-eksuda ayırımında Apo-A en yüksek teşhis doğruluğuna (%90.4)sahipti.
Sonuç olarak plevral kapiller geçirgenlikteki artışa bağlı olarak plevral boşluğa diğer plazma proteinlerinde olduğu gibi lipoproteinlerdeki geçişin de artması eksudalarda kolesterol ve apoproteinlerin transudalara göre belirgin yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu, plevral kolesterol ve Apo-A düzeylerinin transuda ve eksudanın ayırıcı tanısında kullanılabileceğini göstermektedir.
Anahtar kelimeler:Plevral efüzyon, kolesterol, apoprotein.

Cholesterol and apoproteins in pleural effusions
Background and design: The classification of the effusions as transudates or exudates, indicates the physiopathologic mechanism of the process which causes fluid collection in pleural area. Cholesterol is one of the parameters which is used for this classification. The cause of the increased cholesterol level in exudates is controversial. We aimed to investigate the relationship between cholesterol and its carrying lipoproteins (HDL and LDL) in peural effusions, using Apo-A and Apo-Blevels which are the main apoproteins of them.
Methods:Levels of cholesterol, Apo-A and Apo-Bwere measured in pleural effusions and serums of totally 56 patients with transudative (11)or exudative (45) pleural effusions. Transudate and exudate levels of the above parameters measured were compared. The correlation between serum and pleural levels of the parameters and transudates from exudates, sensitivity specificity and diagnostic accuracy of those three parameters were calculated.
Results:All of the parameters were found significantly higher in the exudate group. There were significant correlations between serum and pleural levels of both cholesterol and Apo-B. Also, significant correlations were found between pleural cholesterol and Apo-B levels in the transudate group and between pleural cholesterol and Apo-A and Apo-B in the exudate group. Apo-A had the highest diagnostic accuracy (90.4 %)for segregating transudates from exudates.
Conclusions:In conclusion, the increased permeability of pleural capillaries in the exudates leads to evidently high levels of pleural cholesterol and apoproteins in comparison to transudates due to increased leakage of lipoproteins to pleural cavity as well as the other plasma proteins. This shows that pleural levels of cholesterol and Apo-A may be used in differential diagnosis of transudates and exudates.
Key words:Pleural effusions, cholesterol, apoproteins.



SARKOİDOZ OLGULARINDA BRONKOALVEOLER LAVAJ SIVISINDA, LENFOSİT ALT GRUP DAĞILIMININ İNCELENMESİ
Sevtap Sipahi, Tuncer Karayel, Sabriye Demirci, Tülin Çağatay, Halil Yanardağ

Bu çalışmada, flowcytometry tekniği ile değişik evrelerdeki sarkoidoz olgularında bronkoalveolar lavaj (BAL)sıvısında lenfosit alt gruplarındaki değişmeler ile aktivite arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçladı. Total Tlenfositleri (CD3+), helper Tlenfositleri (CD4+), supresor Tlenfositleri (CD8), aktif Tlenfositleri (HLA-DR+-CD3+), B lenfositleri (CD19+) ve doğal öldürücüler (CD16/56+), klinik ve histopatolojik olarak tanıları konmuş 45 tedavisiz sarkoidoz olgusunda ve 16 sağlıklı kontrolde, monoklonal antikorlar kullanılarak incelendi. Çalışma için 4 grup (Grup I:Bilateral hiler adenopati (BHL), grup II:BHL+parankim tutulumu, grup III:Yalnız parankim tutulumu, grup IV:8-10 yıldan eski hiç veya çok az parankim lezyonu)ele alındı. Grup I ve II’de CD3+ T ve CD4+ T lenfositlerinin BALsıvısında anlamlı derecede artmış olduğu ayrıca kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yüksek TH/TS oranları tespit edildi (Grup I:5.88±5.79, grup II:3.45±2.94)(p<0.01). Grup III’de CD4+ ve HLA-DR+ CD3+ T lenfositleri kontrol grubuna göre ileri derecede anlamlı olarak yüksekti (p<0.01)(TH/TS:2.04±1.4)Grup IV’de yalnızca CD4+ lenfositleri, kontrol grubuna göre yüksekti (p<0.05)(TH/TS:0.83±0.45). Diğer ilk üç grupla karşılaştırıldığında, 4. grupta TH/TS oranı ve CD4+ lenfositleri anlamlı derecede azalmış bulundu (p<0.05). Sonuçta BALsıvısında Tlenfosit alt grup dağılımı incelemesi ilk 3 grubu birbirinden ayırmak için yeterli değildir. Ayrıca 4. grupta yalnızca CD4+ T lenfosit artışı, fakat HLA-DR+ CD3+ aktif lenfositlerin yükselmemiş olması alveolit olayının devam ettiğini ancak şiddetinin önemli ölçüde azaldığını gösterdi.
Anahtar kelimeler:Sarkoidoz, aktivite, Tlenfositleri

The distribution of T-lymphocytes in bronchoalveolar lavage fluid in sarcoidosis
Background and design:The evaluation of activation markers such as T4/T8 ratio and HLA-DRexpression of lymphocytes of bronchoalveolar lavage (BAL)ib a valuable clinical approach for the staging of sarcoidosis. In this study, we purposed to evaluate disease activity and to diagnose the stages by analysis of lymphocyte subpopulation with flowcytometry in bronchoalveolar (BAL)fluid of patients with sarcoidosis.
Materials and methods:T Lymphocytes (CD3+TL) helper lymphocytes (CD4+TH), supressor Tlymphocytes (CD8+TS), HLA-DR+CD3 active Tlymphocytes, Blymphocytes (CD19+BL) in BAL fluid were evaluated by using monoclonal antibodies in 16 healthy controls and in 45 untreated sarcoidosis patients whose diagnosis were established with histopathological and clinicoradiological findings. 4 groups (Group I:bilateral hilar adenopathy (BHL); Group II:BHL+mottling; Group III:mottling; Group IV:revently diagnosed (<8-10 years)untreated patients with minimal parenchymal lesions)were included in the study.
Results:In group I and II, the BALfluid showed significantly increased CD3+ TL, CD4+ TH and HLA-DR+CD3 active Tlymphocyte ratios Accompained by a markedly heigtened TH/TSproportion (Group I:5.88±5.79, group II:3.45±2.94) compared with the control group (p<0.01). In group III, CD4+ THand HLA-DR+CD3 active T lymphocytes were significantly higher than in the control group (p<0.01) (TH/TS:2.04±1.4). In BALfluid of recently diagnosed untreated patients (Group IV)only CD4+ THlymphocytes were found to have significantly increased (p<0.05)(TH/TS:0.83±0.45). CD4+ THand TH/TSratios were significantly increased (p<0.05) (TH/TS:0.83±0.45). CD4+ THand TH/TSratios were significantly lower in the IVth group compared with the other three groups (p<0.05).
Conclusion:T lymphocyte subpopulation analysis in BALfluid is not sufficient to distinguish the first three groups from each other. The increased CD4+ TH, but not HLA-DR+CD3 active T lymphocytes in recently diagnosed sarcoidosis patients showed us the persistance of lymphocytic alveolitis with o lower intensity.
Key words:Sarcoidosis, activity, T lymphocytes.



DOXAZOSİN’İN ARTERYEL SİSTEM ÜZERİNDEKİ ANTİHİPERTANSİF ETKİSİ; PERİFERİK DİRENÇ VE DUVAR GERİLİMİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
Aydın Tunçkale, Yesari Karter, Nurhan Seyahi, Yeşim Eralp, Sinan Aran, Adnan Yaldıran, Fikret Sipahioğlu, Esin Öztürk

Selektif ?1 inhibitörü olan doxazosinin antihirentansif etkisi ve arteriyel sistem üzerindeki etkileri doppler ile non-invaziv, çift kör, randomize ve plasebo kontrollü bir çalışma ile araştırıldı. Çalışmamıza daha önce tedavi görmemiş diyastolik kan basıncı 95-115 arasında olan 30 hipertansif hasta (13 erkek, 17 kadın)dahil edildi. 20 hastaya (9 erkek, 11 kadın; yaş ortalaması:45±12)2 mg doxazosin verilirken, 10 hastaya (4 erkek, 6 kadın; yaş ortalaması:47±9)plasebo verildi. Doxazosin ya da plasebo uygulanmasından önce ve dört saat sonra sistolik, diyastolik ve ortalama kan basıncı, kalp hızı (otomatik ölçüm), brakial arter çapı ve alanı, sistol zirve hızı, diyastol sonu hızı, pulsatilite indeksi (PI), rezistivite indeksi (RI), S/D(sistolik hız/diyastolik hız), akım hızı, lokal direnç ve duvar gerilimi ölçülerek kayıt edildi. Kan basıncı ve kalp hızı sol koldan osilometrik metod ile otomatik olarak ölçüldü. Ön kol hemodinamik ölçümleri sağ brakial arterden iki boyutlu, renkli doppler ultrason cihazının 7 MHz’lik lineer transdüseri kullanılarak yapıldı. İki grup iki yönlü varyans analizi ile istatistiksel olarak karşılaştırıldı.
Doxazosin grubunda kalp hızında anlamlı bir değişiklik olmaksızın sistolik basınç 157±13 mmHg’dan 133±14 mmHg’ya (p<0.001), diyastolik basınç 103±24 mmHg’dan 98±11 mmHg’ya (p<0.001) düştü. Lokal direnç 38±17 mmHg/ml’den 24±12 mmHg/ml’ye (p<0.001), PI 4.61±1.8’den 3.68±0.94’e (p<0.05), RI0.82±6.8’den 0.75±11’e (p<0.05), duvar gerilimi 23.71±5.85 mmHgcm’den 19.60±5.23 mmHgcm’e (p<0.001)düşerken, akım hacmi 232±107 ml/dak’dan 293±110 ml/dak’ya (p<0.05)yükseldi. Brakial arter çapı ve alanı, sistol zirve hızı, diyastol sonu hızı ve sistol-diyastol hızları oranı (S/D) değişmedi. Çalışmamızda lokal dirençte anlamlı azalmayla birlikte duvar geriliminde de belirgin, anlamlı bir azalma görüldü. Bu sonuçlar bize arter çapında herhangi bir değişiklik olmaksızın, brakial arter duvar gerilimindeki azalmanın, doxazosinin hipotansif etkisine eşlik ettiğini gösterdi. Bu basınç-hacim ilişkisinde (komplians)doxazosin ile ortaya çıkan bir değişimi yansıtabilir. Arter çapında değişiklik görülmemesi vazomotor etmenler üzerinde farklı etkilerin varlığını düşünmemize yol açmaktadır. Vazomotor tonusun azalmasına veya ‘kompliansın artmasına’ neden olan bu etmenlerin biri, alfa blokaj ile sempatetik tonusda azalma olabilir.
Anahtar kelimeler:Doxazosin, arteriyel sistem, antihipertansif etki, periferik direnç, duvar gerilimi.

The antihypertensive effect of doxazocin on the arterial system; change in peripheral resistance and wall tension
Background and design:The mechanical properties of the large arteries are important determinants of circulatory physiology in health and disease. The study of large artery dinamics is inherently difficult because of the pulsatile nature of blood flow, the complex structure of the vessel wall and the continually changing tone of the smooth muscle component.
Methods:The antihypertensive efficacy of doxazosin, a selective ?1 inhibitor, and its effects on the arterial system were investigated in a double blind randomized placebo controlled study non-invasively by doppler. 30 hypertensive patients (13 males, 17 females)with the diastolic pressure between 95 and 115 and without any previous therapy were included in our study. 20 of them (9 males, 11 females; mean age is 45±12) were given 2 mg of doxazosin while 10 (4 males, 6 females; mean age is 47±9)were given placebo as a control group. The systolic, diastolic and mean blood pressure (BP), heart rate (automotic recordings), diameter and area of the brachial artery, peak systolic velocity, and diastolic velocity, pulsativity index (PI), resitivity index (RI), S/D(systolic velocity/diastolic velocity), flow volume, local resistance and wall tension were recorded before and four hours after the administration of doxazosin or placebo. The two groups were statistically compared using two-way analysis of variance.
Results:Doxazosin significantly lowered systolic blood pressure (BP)from 157±13 mmHg to 133±14 mmHg (p<0.001), diastolic BPfrom 103±24 mmHg to 98±11 mmHg (p<0.001) and mean BPfrom 119±9 mmHg to 98±11 mmHg (p<0.001) without changing the heart rate. Local resistance decreased from 38±17 mmHg/ml to 24±12 mmHg/ml (p<0.001), RIfrom 0.82±6.8 to 0.75±11 (p<0.05), PIfrom 4.61±1.8 to 3.68±0.94 (p<0.05) and wall tension from 23.71±5.85 mmHgcm to 19.60±5.23 mmHgcm (p<0.001), while flow volume increased from 232±107 ml/min to 293±110 ml/min (p<0.05) significantly. The diameter and the area of the brachial artery, peak systolic velocity, and diastolic velocity and S/Ddid not change.
Conclusion:A significant improvement in arterial wall tension with a significant decrease in local resistance was observed. These results show that the hypotensive effect of doxazosin is accompained by a reduction in brachial arterial wall tension that occurs without any change in arterial diameter. These may reflect a change in a pressure-volume relationship (compliance)with doxazosin. The lack of change in the diameter of the artery leads us to suggest different effects on other vasomotor determinants. One of these effects on the decreasing of vasomotor tonus or “increasing of compliance”may be decrease in symphathetic tone through alpha blockage.
Key words:Doxazosin, arterial system, antihypertensive effect, peripheral resistance, wall tension.



DEV VE MULTİPL PERİKARD KİSTLİ BİR OLGU
Hasan Akın, Adnan Sayar, Gönenç Ortaköylü, İdilhan Baloğlu, Muzaffer Metin, Emel Çağlar

Sıklıkla kardiofrenik açıda yerleşen perikard kistleri genellikle asemptomatiktirler ve rastlantı sonucu çekilen grafilerde ortaya çıkarlar. Biz bu çalışmada sağ parakardiak alanda yerleşik biri dev (yaklaşık 2000 cc), diğeri 1.3 cm çapında multipl perikard kistli 54 yaşında bir kadın olguyu literatürde bir başka örneğine rastlanmamış ve ilginç olması nedeni ile sunuyoruz.
Anahtar kelimeler:Mediastinal kist, perikardial kist

Giant and multiple pericardial cyst: case report
Pericardial cysts, which usually occupy the right cardiophrenic angle are generally asymptomatic and found incidentally on chest roentgenograms. In this report we present a 54 years old woman with a giant cyst (2000 cc)in the right cardiophrenic angle and a second cyst of 1.3 cm diameter near the first one. In literature review, we could not find any other case with multiple pericardial cysts.
Key words:Mediastinal cysts, pericardial cysts.